Saat Beş

Saat beş. Bilgisayar başındayım. Bu oğlum uyanıncaya kadarki tek vaktim çalışabilmek için. Neden buradayım? Her gün nasıl kalkıyorum çalışmak için? Neler oluyor bana? Bunları soruyorum kendime. Nasıl bu kadar değiştim?

Amacım dünyayı kurtarmak değil. İşte bu resim yüzünden uyanıyorum güneş doğmadan her sabah. İlk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettiren bu cana ve o canı veren doğaya aşık oldum ben. Ben küçüldükçe, onlar büyüdü ve yaşamım ilk defa bu kadar anlam kazandı.

Son günlerde geçen savaş kelimesinin bir ana yüreğini nasıl dağlayabileceğini de yeni keşfettim onunla. Şavaş bir ananın kalbini sadece dağlamıyor, delip geçiyor. Anadolu toprağı dünyanın en eski topraklarından oysa. Bilgelik dağına, taşına işlemiş. Kalbi var Anadolu’nun, ruhu var. O topraklar barışı seviyor. O topraklar herkesi seviyor. Biziz problem. Modernleşmeyi sadece kendi derdine düşmekle eş tutan bizleriz ya da dini, kimliği, ideolojiyi insanları birleştirmeden öte, ayırmaya kullanan. Dön dolaş dur, hepsinin altında bencillik var. Oysa bu toprakların değerleri bunlar değil. Senden, benden öte o değerler.

Anadolu’nun doğası acıtmak değil, hissetmek. Eğer hissetmiyorsan, eğer hissedip de acıtıyorsan, eğer hep ben diyorsan, O’nun doğasına yabancılaşmışsın demektir. Anaların yüreği dağlanıyor demektir.

Cevapla

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s