Peki Ne Değişti?

DSC03386 (2)

Evet bir de bu durum var;

Pazar kahvaltıda yaptığımız sohbet sırasında kocam, bir önce yazdığım yazıdaki yenen üzümün bağını sorma konusunu daha ileriye götürdü.

Yakın zamanda şu ve şu yazıda, belgeselde yer alan gençlerden birinin moda blogunda Kamboçya’da yaşadığı bu deneyimden sonra aslında çok şeyin değişmediğine yönelik yorumlar okuduğunu söyledi. Hemen merak edip bloga baktım. Yazılar Norveççe olduğu için pek detaylı anlayamıyorum, ama, evet, görüntüde anlayış olarak pek bir şey fark etmemiş gibi. Hissettiğim ufak bir hayal kırıklığı. Çok eleştirmeden önce, bu kişinin daha 18 yaşında bir genç kız olduğunu unutmamak gerek.

Bazen inanmak istesem de, insan yaşamındaki derin değişimler çoğu zaman öyle bir iki günde olmuyor, olamıyor. Tüketim, işkoliklik, başarı, karşılaştırma gibi bağımlılıklar üzerine kurulu ve hepimizin istesek de istemesek de içinde yüzdüğü bu kültürü hafife almak büyük yanlış. En tehlikeli yönlerinden biri de burada yaşanan örneği gibi, hızla aşırı uçlara giderek farkında olarak ya da olmayarak bazı değerlerin kolayca içini boşaltması yani aslında insanın içini boşaltması.

Bu vesileyle, önceki yazıda yeralan, güzelliğine hayran olup fotoğrafını çektiğim, ağır ağır giden ve bulunduğu zeminin bütünüyle farkında olan salyangozun bu bilgeliğini içselleştirmenin önemini tekrar gördüm. Önemli bir öğüt veriyor, güzel salyangoz: ‘Yavaş…’

Peki Ne Değişti?” üzerine 2 yorum

  1. bernacan dedi ki:

    Bir şekilde “düşünce”nin fazlasıyla önemli olduğuna dair bir şeyler kodlanmış beynimize. Özellikle kadınlarda bu kodlamanın çok daha deri olduğunu fark ediyorum. (Sebepleri çok çeşitli olabilir, ama o kısma girmeyelim) “Düşündüğümüz anda sahip olma” isteğimizin temelinde, “düşünce”ye verdiğimiz bu aşırı önem yatıyor gibi. “Düşünce” değil ama “farkındalık” önemli. Ama farkındalık da çoğu kez eyleme dönemiyor. Günlük hayatımdan onlarca örnek sayabilirim. “Savor” okumaya başladım, ilk sayfalarında şöyle bir cümle geçiyor “That is easier said than done”.
    Adım adım: düşüneceğiz, farkedeceğiz, kabul edeceğiz, içselleştireceğiz ve yavaş yavaş uygulayacağız. Uygulayamadığımızda döngüyü başa sarıp yeniden deneyeceğiz. Sanırım en doğrusu bu. Çocuklarımızdan öğrendiğimiz gibi.
    Bir de, içimizdeki o tezcanlı, sabırsız, memnuniyetsiz sesi dinleyip, yargılamadan kabullenip “Teşekkürler, ama sanırım ben bekleyeceğim” diye yanıtlayacağız.

Cevapla

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s