Bir Metafora Dokunmak

Türkçe – English

Bir Zümrüd-ü Anka baskısı daha… Anadolu’da Zümrüd-ü Anka çok bilinen, eski bir efsane ve Simurg, Otuz Kuş gibi birçok isimle de anılır. Bu motif ve bu kırmızı renk de yeni1anlam severlerin en favorilerinden biri ve çok soruluyor. Orjinali 15. -16 yüzyıla ait, görüntüsü detaylı, ihtişamlı, oldukça eril. Üzerinde çalışmaya başlamadan önce motifi uzun süre inceledim, sonra aşama aşama sadeleştirdim ve daha androjen bir görüntüye kavuşturdum. Sonuçta Zümrüd-ü Anka kuşu da sürekli aynı kalmanın değil, daha bütünleşmek için küllerinden tekrar tekrar doğmanın bir metaforu. Ayrıca tarihi bir motif üzerinde çalışmanın şimdiye, değişmiş olana ve benim/bizim nerede olduğuma/olduğumuza dair derin bir meditasyon olduğunu da tecrübe ettim. İnsanın anlatamayacağı ama göstebileceği, hatta gösteremeyeceği çok şey edindiği bir tefekkür süreci… İşte gördüğünüz Zümrüd-ü Anka da benim, şimdi ve buradaki bir Anadolu zanaatkarının, ellerinden böylelikle yeniden doğmuş oldu… Kalbimden, zihnimden süzülerek yenilenmiş enerjisiyle insan yaşamına tekrar karıştı…

Here comes an other Phoenix print… In Anatolia Phoenix is a widely known, old legend and called by many names like Simurg, Otuz Kuş (Thirty Bird) or Zümrüd-ü Anka. Seems like this particular motif and this red color is one of the most favorites of yeni1anlam lovers and asked often. The original version belongs to 15th-16th century of Anatolia and is looking more detailed, ostentatious and masculine. I scrutinized the figure a lot, then gradually simplified and made it more peaceful and androgenic looking. At the end, bird Phoenix is a metaphor to be born from its ashes again and again not to be the same but more whole. I realized working on an ancient motif is a deep meditation on what is now, what has changed and where we/I are/am now. It is a meditation, one takes more than one can tell, but show or cannot even show… So this is the Phoenix print of mine, as an Anatolian artisan, here and now…

Jung’un yaklaşımını takip eden ünlü analist Marion Woodman (Sitting By The Well) da bu konuda şunu diyor;

“… İmge değişmek zorunda. Eğer imge sabit kalırsa ve ve değişmezse arketip bir kalıp yargı haline gelir ve enerjisi kaybolur. Çünkü arketip artık hiç aktive edilmiyordur. Çünkü arketip artık kendi vasıtasıyla gelen ve seni ateşleyen enerjiyi taşımıyordur. Arketipin manası vücudu harekete geçirmiyordur. Ancak bir gerçek var ki enerjiyi yok edemezsin…”

“…The image must change. If an image remains concrete and doesn’t change, the archetype becomes a streotype and the energy goes out of it. Because the archetype is no loger being activated. Because the archetype is no longer holding the energy that comes through and turns you on fire. The spirit of the archetype does not activate the body. However the fact is that you cannot kill the energy…”

Fotoğraf: Türkan Akdeniz

Sizden fotoğraflar, e-postalar geliyor. Çoğu şuraya gittim, şunu gördüm aklıma siz geldiniz şeklinde. Mutlu hissediyorum, demek kalplerde yer etmişim biraz. Geçen gün yaptığım Zümrüd-ü Anka baskısını instagram’da paylaşınca da hemen ardından sevgili Türkan Akdeniz, Tanzanya’da çekmiş olduğu bu fotoğrafı yolladı. Gördüm ki Zümrüd-ü Anka dünyayı gezmeye çıkmış:) Fotoğrafa yansıyan Afrika’nın renkleri, doğası, ışığı huzur verdi bana. Türkan yeni1anlam’ın en samimi destekçilerinden biri. Çantaları da tüm seyahatlerine götürüyor. Aynı zamanda çok dayanıklı oldukları için diyor. Bunu duymaktan çok mutlu oluyorum, çünkü dayanıklılık güzelliğin yanında en önem verdiğim, çaba harcadığım şeylerden biri. İstediğim az, öz ama yüksek kalite ve ilham veren şeyler üretmek, çünkü üretilen ne kadar ‘yeşil’ olursa olsun dünyanın kaynaklarından bir parça alarak üretiliyor ve sırf bu sebeple kullanımı dışında dünyaya, gelecek nesillere gerçek faydaları olması artık bir gereklilik. Mesela bu çantayı gören ‘Aa ne güzel, nereden aldın?’ dediğinde yeni1anlam’ın internet sitesinde sadece ürün bilgileri yok, yüzlerce, binlerce başka bilgi, bağlantı var o kişinin karşılaşacağı… Ve bu Zümrüd-ü Anka’nın hikayesi var ve belki de ruhu var okuyabileceği, hissedebileceği… Bu ezbere giden bir süreç değil, üzerinde derinlemesine düşündüğüm ilham ve kaliteli bilgi paylaşmayı temel alan bütüncül ve sürekli gelişen, dönüşen bir iş yapış şekli… Ve ilhama karşılık ilham geldiği anlar gerçekten çok güzel 🙏🏼 

 Time to time people send me photos of the bags. One of the best parts is seeing in different environments, what I made. I find different color combinations, textures and light created by nature very inspiring. This bag was in Tanzania recently, accompanied to a lovely friend Türkan @turkan.akdeniz She is a sincere supporter of my creations and takes them with her almost everywhere she travels. A good feedback to me since I am really putting effort to make them enduring in every sense. What I want is to produce less and slow with high quality and inspiration… and I receive inspiration back🙏🏼

Bir Metafora Dokunmak” üzerine 3 yorum

Cevapla

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s