Nasır Tutabilmek

Kasım sonu, bahçede yapraklar neredeyse hiç kalmamış. Güllerse geçen hafta güzel geçen havalara aldanıp açmış. İnsan aldanır, ama gül aldanır mı? Onlar açmış sadece. Kalbim öyle demiyor. Günlerdir geceleri eksilere düşen Ankara ayazına meydan okuyorlar. Meydan mı okuyorlar? Güller meydan okur mu? Kalbim okur diyor.

Yediveren güller kendi boyutlarında yaşıyorlar. Belki? Oysa hikayelerle dolu zihnim onlara baktıkça kendisini Küçük Prens gibi hissediyor. ‘Bana mı açtınız?’ ‘Üşüyor musunuz?’…

Günlerdir bahçedeki güller için neyin doğru olduğuna karar vermeye çalışan biri için inanın bu ‘normal’ hayat zımpara gibi, dokunduğunda yarattığı his yani. Hissetmemek için nasır mı tutmalı? Peki ya güller gerçekten üşüyorsa, onu nasıl anlarım sonra? Zımpara ve güller arasında kalmak.

Richard Sennett, Zannatkar (The Craftsman) kitabında diyor ki, genel düşüncenin tam tersi, en iyi hisseden eller nasır tutmuş ellerdir. Oluşan nasırlar eldeki sinir uçlarını korur. Bu eller acı duyup temastan kaçınmaz ve dokunulan şeyin çok daha ince detayını algılarlar.

Ellerimde kalıp oymaktan nasır var artık. Kim bilir belki de hissede hissede içsel olarak da nasır tuttum. Dışarı çıktığımda soğuğu değil, gülleri duyumsuyorum. Yolda yürürken kimin ne giydiğini, hangi arabayı kullandığını değil, ağaçları, gökyüzünü duyumsuyorum. Belki de nasır tutma, bu dünyada daha güzel bir boyutta yaşayabilmenin en baş kuralı.

Gülleri bu sabah bahçeden saygıyla, özenle eve getirdim, baş köşelerden birine yerleştirdim. Aralık başında böylesine güzel açabilmek, muhteşemler… Bir yandan da son yıllarda çalışmaktan ellerimde oluşan nasırlara bakıyorum, iyi geliyorlar. Temastan acıya acıya, acımaz olmuşlar, ama teması da kesmemişler, hala dokunuyorlar, artık eskisinden daha çok şey hissediyorlar, daha becerikliler, daha da güzel işler çıkarıyorlar ve daha dayanıklılar. Biliyorum neredeyse hiç kapatmadığım kalbimde ve zihnimde de artık nasırlar var…

Evet, bu yediveren güller soğuğa meydan okuyor… Ve ben de etrafa yayılmış anlamsızlığa meydan okuyorum, ellerimde, yüreğimde, zihnimde oluşmuş nasırlarla… Yaşıyorum, her geçen gün daha fazla…

Nasır tutmaktan korkma…

Bir Cevap Yazın