Bir Dünya Bahçe

Artık bizden zarar gelmeyeceğine emin olmuş durumda. Bahçede oynamadığımız zamanlarda, güneş varsa bir çam ağacının altına kıvrılıp kuyruğunun yumuşaklığında keyif yaptığı bile oluyor. Kuyruğuna sarınmadığını, pofuduk bir yastık gibi kullanarak üzerine oturduğunu gözledim. Belli ki kışları yerden gelen soğuğu engellemek için bu yolu seçiyor. Onu beslemiyoruz, yaban hayvanlarına yiyecek verilmemeli, çünkü bu onların zamanla insanlardan çekinmesinin önüne geçiyor ve bu durum hem onlar hem de insanlar için zararlı olabiliyor. Ayrıca verilen yiyecekler sindirim sistemlerine dokunarak yaban hayvanlarını hasta da edebiliyor. Sanırım kedilerin bitirdiği mamanın zemindeki kokusu ona çekici geliyor, sürekli atölyenin camının dibine kadar gelen ayak izlerinden anladığım kadarıyla da beni oldukça merak ediyor ve tabii ki yaklaşık bir aydır süren çetin karlı kış şartlarında karnı aç.

Tilkiler korktuklarında, fark edildiklerinde çoğunlukla kaçmayı tercih eden hayvanlar. Onları neredeyse hiç görmememizin bir nedeni de bu. Bana bu kadar yaklaşmasının sebebini ellerimle çalışırken tam anlamıyla akış durumuna geçmeme bağlıyorum. Yani şimdi ve burada olan doğanın içine, şimdide ve burada olan dikkatimle ben de karışıyorum. Farkındalıkla yapma konusunda ilerlediğim sanat ve zanaatın beni kendi doğama yaklaştırdığını her geçen daha fazla hissediyordum, ama artık bu çalışmaların doğanın da bana yakınlaşmasını sağladığını gördüm.

Bu sıralar kendim için bir şeyler dikmek oldukça keyif veriyor. Farklı farklı şeyler diktiğim için daha fazla şey öğreniyorum. Geçen ay, üzerimde gördüğünüz bluzu da diktim. Tarifte tavsiye edilen triko kumaş yerine, esnek olmayan balıksırtı dokuma kalın kumaş tercih ettim. Fermuarı için çanta yapımımda kullandıklarımdan faydalandım. Sonucu çok hoşuma gitti.

Çalışırken birkaç defa onunla camdan göz göze de geldik. Korkup kaçmadı, yanına yaklaşmaya kalksam ne yapardı bilemiyorum, ama böyle bir niyetim de yok zaten. Aramızda uzaktan bir iletişim var. Yılbaşı yaklaştığında onu sağ ön ayağından sakatlanmış gördüm. İlk zamanlar sağ ayak yürürken boşlukta sallanıyordu ve çıkık olmasından endişelendim. Sonraki zamanlarda yine basmadı ayağını, ama havada daha sabit tutuyordu. Geçen gün atölye camına yaklaşan en son ayak izlerini, öncekilerle doğa günlüğüme çizerek karşılaştırdığımda , yürüme ritminin topallamaya başlamadan önceki ayak izlerine benzediğini gözledim ve iyileşmiş olabileceğini düşündüm. O günün öğleden sonrası, Andrea Olsen’in Body and Earth (Beden ve Yeryüzü) kitabı üzerinde çalışırken, daha önce olmadığı kadar uzun süre yakınıma geldi. Evet, iyileşmişti. Bu zamana kadar yakından hiç resmini çekmedim ve resmini paylaşmaktan sezgisel olarak çekindim, ama bu sefer artık onun görünmeyi tercih ettiğini hissediyorum. Ve sadece bana değil bence size de varlığını belli ediyor.

Münih’ten Ankara’ya ilk taşındığımızda tilkileri uzaktan seyrettim. Hiç yanıma yaklaşmadılar. Bir kere dört tilkinin kavgasına şahit olmuşluğum da var. Çiftleşme dönemiydi sanırım. O zamandan beri onların seslerini ayırt edebiliyorum. Bazen inanılmaz yüksek sesle bağırabiliyorlar.

Bir yaban hayvanıyla iletişim kurmak tarifi zor bir dinamik. Saygıya, belki biraz çekinmeye, temkinli olmaya ama en başta niyet olarak zararsızlığa ve korkmamaya dayanıyor. Yaban hayvanları kediler gibi değiller. İçgüdüleri ve sezgileri insanın niyetini tam anlamıyla ölçüp tartacak kadar keskin, hele de tilkilerin. Onun yaşamıma bu kadar sokulmasını Lofoten’de kazandığım içgörünün üzerinden altı ay geçtikten sonra bir iltifat olarak alıyorum, ama yine de temkinli yaklaşmam gerektiği de hissediyorum ve bahçıvanımızın onu beslemem tavsiyesine asla uymuyorum. Bana bu kadar yaklaşan sadece bir tilki değil, bir iki ay önce bir sıçanın da varlığımdan rahatsız olmadığına ve yemeğini yiyip bahçede dolaşmaya devam ettiğine şahit oldum. Çektiğim videosunu izlediğimizde kocamla sıçanın hamile olduğuna karar verdik ve kedilerin ayağını bahçeye daha fazla alıştırmamız gerektiğine de.:)

Başta bahçeyi ziyaret etmeye başlayan kediler için endişeleniyordum, özellikle de Kozmo adını verdiğimiz arkadaşımız için. Ancak tilkinin kedilerle, kedilerin de tilkiyle ilgilenmediklerini fark ettim. Belli ki birbirlerine nasıl başa çıkacaklarını biliyorlardı. Tilkiden dolayı kedi mamalarını kesinlikle ortada bırakmıyorum ve sadece bir kedi geldiğinde veriyorum. Bu nedenle camımda gelip gözünü ayırmadan bana bakan kedi manzarası da eksik olmuyor.

Burası ilginç bir bahçe. Bir öncekinden daha fazla ziyaretçisi var. Çeşit çeşit kuş da geliyor. En son bir kızılgerdan gördük mesela, yoğun yağan karın ardından atölye camının önünde arta kalan kırıntıları gagalıyordu. İğde ağaçlarını da yeşil papağanlar sık sık ziyaret ediyor. Evet, yanlış duymadınız papağanlar. Ankara’daki bahçemiz bir dünya kısacası…

Bu sabah tilki bahçede yoktu, gitmişti ama, oğlanı okula bıraktığımda onu birçok insanın üzerinde gördüm. Daha önce hiç bu kadar dikkatimi çekmemişti. Kimisi gerçek kuyruğu değildi, ama kimisi gerçekti. İçim ezildi, oğlan okula girmiş olmasına rağmen şaşkınlıktan bir süre öylece kalakaldım. O, soğukta kuyruğunun üzerine yatıyor, kendini ve yavrularını sıcak tutuyor. Arkadaşımın sokakta gelip geçen kuyruklarına bakamadım… Sanırım o böyle hissedeceğimi de biliyordu…


Bluzun kalıbı; Burda Ekim 2015/10