Öğrenci Olmak

Mayıs, 2021 / Oğlumun çok sevdiğim bir bebeklik fotoğrafından esinle eskiz defterime limitli palet guaj ve kuruboya çalışması

Sabah tazeliğinde yine yürüyüş yaptım. Bu sabah gökyüzü, kobalt mavinin en sevdiğim tonuydu ve hava, çoğunluk olduğu gibi açık, güneşliydi. Bu berrak kobalt maviliğin bir köşesinde ay da büyük, beyaz, yamuk bir top gibi görülebiliyordu. Küçülen şişkin bir ay.

Sabahları sakinlikte yaptığım yürüyüşler, bedenimin yaşadığım yer ve hayat tarzımınla olan ilişkisine dair çok farkındalık kazandırıyor. Mesela sol ayağıma, sağ ayağım kadar iyi basmadığımı fark ediyorum. Bu sanırım lenf dolaşımım dahil bazı şeyleri olumsuz etkiliyor. Bu dengesiz duruşun düzelmesi gerek. Aslında denge şu sıra hem psikolojik hem de bedensel anlamda benim için ön planda, önemli bir konu.

Yukarıdaki resmi bu yıl yaptım. Esinlendiğim fotoğraf beni çok etkileyen bir fotoğraftır. Yeni yürümeye başlamış oğlumun küçüklüğüyle, kayın ağacının büyüklüğünün oluşturduğu tezat, bana insan doğa ilişkisine dair muhteşem bir metaformuş gibi gelir. Ara ara bakarım o fotoğrafa. Söz konusu kayın ağacı aynı zamanda bir anıt ağaçtır. Onu tanır, sever, saygı duyarım. Yolum Münih’e düştüğünde mutlaka uğrar, gölgesinde biraz zaman geçiririm. Bazı ağaçların benim için özel bir yeri vardır. O ağaç da öyledir.

Şimdi Ankara’ya gelecek olursak, sabah dengeme odaklarak yürürken bir şey fark ettim. Hani kafaya dank eder ya birden, öyle. Hala bir öğrenci olduğumu görmediğimi fark ettim. Tam açıklamam zor. Üzerinde çalıştığım konunun boyutuyla benim şu an ki boyutumun ilişkisi resimdeki gibi bir ilişki. Elbet büyüyeceğim, bu potansiyeli kendimde görüyorum, ama şu anki kapasitemden beklentilerim gerçekçi olmadığı için zamanımı biraz yanlış kullanıyorum. Kendi işi olan ve çocuğuyla ağırlıklı olarak ilgilenen biri değilim sadece, bir öğrenciyim de. Son on yıl içinde bitirdiğim okulu bir yana bırakırsak, şu an yaptığım işte hemen hemen her şeyi kendi kendime öğrendim. Bunun ne kadar araştırma, zaman, emek, çalışma, genelden farklı bir yaklaşım, disiplin gerektirdiğini ve benim de aslında bunları karşıladığımı görmüyorum, fark etmiyorum, fark etsem de yeterince takdir etmiyorum. Kendimden hala bilinçsizce beklentilerim, sabah işe giden akşam eve dönen, bu süreçte başka bir şeyle ilgilenmek zorunda olmayan, işinin sorumlulukları aşağı yukarı belli, iyi para kazanan eski iş kadını çerçevesinde ve tabii ki bu beklentileri karşılamıyorum.

Son bir haftada kafamda Soetsu Yanagi, John Berger, Minyatürler, Halide Edib, adrenal yorgunluğu, travma, narsisizm, cortisol, nöroplastisite ve daha nicesi uçuşuyor ve onların birbirleriyle ilişkisini az çok görebiliyorum. Araştırmamda nereye doğru gittiğimi, neyi anlamak istediğimi ve neden Türkiye’de yaşamak istediğimi de daha net görebiliyorum. Bir yandan bu taze iç görüleri faydalı olmak adına hemen içinde olduğum topluma geri döndürme ihtiyacım da var, ama ben hala kendi okulumda öğrenciyim. İyi bir öğrenciyim, çalışkan bir öğrenciyim, yetenekli bir öğrenciyim, ama sonuçta öğrenciyim. En başta, sanat, zanaat, doğa, Doğu Batı anlayışı gibi ilgilendiğim, ilerlemek istediğim konular karmaşık, kavraması zor, uzun, acele edilerek anlamlı bir yerlere ulaşılacak konular değil. Kısacası çoğunlukla öğrenme odaklı çalışmam ve zamanımı ayarlamam gerekiyor.

Öğrenci, bir yandan para için çalışsa da o çalışma esasında ikincildir. Benim için de öyle, ama bunu geçmiş profesyonel yaşantımın performans ve verimlilik odaklı bakış açısı nedeniyle kabullenemiyorum. Bazı konularda uzmanlaşması, ilerlemesi tıp eğitimi gibi de uzun sürebilir. Hele de yardımcı olmaksızın çocuğunun bakımını da üstlenen kişi olarak bir yandan çalışıyorsan, kimi zaman elde olmayan sebeplerle okul uzatılılabilir. Yine de bir öğrenci koşullara uyum sağlayıp en başta konsantre olmayı ve derslerine çalışmayı öğrenmeli. Burada öğretmenin de kendim olduğu düşünülürse disiplin sağlama işi daha da karmaşık hale geliyor.

Bu yaştan sonra öğrenci olma durumu, hatta hala öğrenci olma durumu gerçekte yaşasan da, kendi içinde kavranması, kabullenmesi ve benimsenmesi zor. Ama öğrenci olmak aslında ne güzeldir ve benimkisi de ev-okul değil, atölye-okul.

Yorumlar