Anket Sonuçları

fullsizeoutput_794.jpeg

Öncelikle çok çok teşekkür ederim. Anketi açtığımdan itibaren çok hızlı cevaplar geldi ve beklediğimden de fazla fayda sağladı. yeni1anlam’ın içtenlikle sevildiğini gördüm:) Katılımcıları isimlerini vermediler, kimilerin katıldığı hakkında aşağıdaki cevaplar dışında bir bilgim yok. Sonuçları sizlerle de paylaşacağımı söylemiştim. Belirtmek isterim ki, cevaplara ilişkin benim çıkarımlarım tam anlamıyla objektif olarak kabul edilemezler, yine de gelen verilere dayandıkları için “ben böyle düşünüyorum ve hissediyorum”dan daha sağlamlar.

Ankete  şu ana kadar 35 kişi cevap verdi ve 30 kişi diğer soruların yanı sıra tüm açık uçlu soruları da tamamlamış. Cevap verenlerin yarısı yeni1anlam’ı 3-1 yıldır takip ediyorlar, %14’lük kısım ise en başından beri yani 5 yıldır takip ediyor. %34’lik kısım ise nispeten yeni takip etmeye başlamış. Genel anlamda %50’lik bir kısım ‘hikayeyi’ başından sonuna biliyor, eşlik ediyor diyebiliriz. Bu uzun süredir içsel olarak neden pek yalnız hissetmediğimi bana açıklayan bir durum. Yine, takipçi sayısının tutarlı ve yavaş artan biçimde olması yeni1anlam’ın yaşamda oluşmaya başlayan farklı ve yeni bir ihtiyaca veya arayışa cevap verdiğini gösteriyor. Bu çok umut verici, çünkü önemli değişimler, yaklaşımlar önce yaşam sistemlerin sınırlarında ve geçiş noktalarında böyle organik ve spontane gelişmeye, katalize olmaya başlar. Yani görünen o ki içimden gelen ilhamdan gücünü alan yeni1anlam yaşamda muhtemelen gelmekte, oluşmakta olan bir ‘yeni’yi temsil ediyor. Benim için heyecan verici:)

Screen Shot 2017-10-19 at 10.25.24

Ankete cevap verenlerin çoğunluğu kendisini ‘tam zamanlı çalışan’ olarak tanımlıyor. Onları çocuğunun tüm gün bakımından sorumlu ebeveyn’ler, çalışmaya ara verenler, akademisyenler, yarı zamanlı çalışanlar, yurt dışında yaşayanlar, öğretmenler… takip ediyor. Hitap ettiği ve ilham verdiği grup çeşitliliğe sahip. Bu da yine yeni1anlam’ın farklı durumlardaki kişilerde ortak ihtiyaçlara karşılık geldiğini gösteriyor. Açık uçlu sorulara verilen cevaplardan bunların günümüz yaşamındaki yaratıcı ifade, anlam, derinlik, bütünlük ve içsel huzur özlemi olduğunu çıkarsıyorum.

Screen Shot 2017-10-19 at 10.25.37

Screen Shot 2017-10-19 at 10.25.47

Aşağıdaki sonuç benim için oldukça ilginç çünkü aslında neredeyse %90’a yakın takipçi yazıları öncelikli buluyor. Diğer diyenler arasında hepsini beğeniyorum diyenler çoğunlukta. Bu benim ‘yazar’, ‘araştırmacı’ ve ‘hikaye anlatıcı’ yönümün tüm diğer becerilerimin önüne geçtiğini ve esas fark yaratan taraf olduğunu gösteriyor. Yazılarıma ilişkin bu kadar açık ve net ifadeler kullanılması şimdiye kadar aldığım en güzel geri bildirimlerden, çünkü yazmak bu yaşamda en sevdiğim şeylerden biri.

Screen Shot 2017-10-19 at 10.26.03Sonrasındaki açık uçlu sorunların hepsine en az otuzar cevap var. Bu kısım bana oldukça içgörü kazandırdı. Cevapların hepsi dolu dolu. Aşağıda sizlerle de bazılarını paylaşmak istedim. Amacım yeni1anlam’ı takip edenler olarak grubun ortak veya farklı özelliklerinden, ilgilerinden, özlemlerinden haberdar olabilmeniz.

Screen Shot 2017-10-17 at 11.16.45

“Cesur, farklı bir bakış açısı”

“Sıradanlıktan uzak, iyi ki tanıdım dediğim, üretirken düşündüren.”

“Hayata bakış açınız, görselleri yazı ile bütünleştirmeniz, ifade şekliniz, fotolara anlam katarak yorumlama biçiminiz, okuduğunuz kitaplardaki cümleleri tasarımlarınızla bütünleştirmeniz, hayata böyle de bakılabiliyormuş dedirten sorgulamalarınız, doğaya farklı da bakmamız gerekir dedirten farkındalığınız.”

“Köklerden korkmadan yaratan düşünceleri ve elleri”

“İçimdeki yolculuğuma yoldaş… Anadolu’yu anlamamda rehber… Az-öz üretim… Sanat… Arkadaş… Yoldaş… Darlıkta nefes…”

“Samimi, yalın ve derin… Paylaşımlarını ve yazılarını sabırsızlıkla beklediğim, yazıları uzun da olsa okumaktan heyecan duyduğum, çoğu zaman eşimle de paylaştığım ender hesaplardan biri. Bu ‘yalın’ olma hali Sanem hanımın ürün tasarımlarına da kesinlikle yansıyor diye düşünüyorum.”

“Yazılarında hayata sunduğu perspektif benim içimde yeni bir anlam oluşturuyor”

“Sade. Samimi. Doğal. Sıcak. Mesafeli de ama bir yandan, özgün”

“Daha önce de bir yerlerden bana tanıdık gelen, iç sesime yakın, paralel bir zihin gibi. Benim bakış açımla objektifliğin bir ortalaması gibi..”

“Olgun”

“Kompleksiz olması, sadeliği”

“Sakin, kendine dönük kaşif ama gün sonunda hazinelerini paylaşan bir gezgin.”

“İçimde yeni  kapılar açıyor”

“Çok gerçekçi, samimi, yalın, naif, özgün oluşu, merak uyandırması, anlamlı ve dolu dolu oluşu.”

“El baskısıyla ilk kez sizin vesilenizle tanışmak benim için sayfanızı farklı kılandı.”

“Reklam kokusu değil yaşam farkındalığı oluşturması”

Screen Shot 2017-10-17 at 11.39.00

“Ekofelsefeyle ilgili paylaşımların”

“Bilinçlendirme yazıları, sürdürülebilir hayat sırları, sisteme isyan edip içinde kalırken yapılması gerekenler”

“Seviyorum böyle, ama yazılarınızı daha çok görmek-okumak harika olur”

“Öneriler:) kitap.film. Önerilen her şeyi çok sevdim”

“Şu anda kurulan dengeyi seviyorum.”

“Yazılarının daha fazla olmasını”

“Yazıların”

“Yazılarınızın”

“Yazılarının”

“Yazıların”

“Yazılarının”

“Kitap tavsiyesi”

“Yaşama dair faydası, kolaylığı olacak bilgi paylaşımlarının, araştırmaların paylaşımı”

“Bilmem, her şeyi güzel…”

“Hayata dair keşifleri ve izlenimlerini tasarıma ve yazıya aktarmasını. Hatta bununla ilgili bir kitap yazmasını…”

“Baskı çalışmalarının”

“Daha fazla podcast”

“Yazı ve tasarımlar. Aslında ne olursa olsun güzel olacaktır şüphesiz, çizginizi bozmayın”

“Ürettiği ürünleri daha fazla sergilemesini…”

“Şu haliyle çok seviyorum”

“Hikayelerin”

 “Biz uzaktakiler için daha fazla hayata dair paylaşımlar, yeni tabiriyle “koçluk”:)”

“Videolar olabilir…yaptınız işle ilgili..kısa kısa.”

Screen Shot 2017-10-17 at 12.04.04

“Ufuk”

“Daha önce düşünmediğim konularda düşünüyorum, bazen bilmediğim bir kelime haftalarca oradan oraya araştırma yapmama vesile oluyor, beni silkeliyor.”

“Benden bir şeyler buldum. Hep doğanın içinde insana yeni şeyler yaratmak için sonsuz malzemeler bulunduğunu düşünmüşümdür. Siz bunları sunuyorsunuz. Ayrıca ev, aile, çocuk yetiştirme konularında yazdığınız yazılar. Baktımız gördüğümüz her şeye anlam katmayı öğrendim, bunu da öğrencilerime sık sık söylüyorum.”

“Farklı bir bakış açısı, her zaman. Duygudaşlık”

“Dinginlik…”

“Görebilmeye, düşünmeye ve anlamaya vesile olması.”

“Bakış açımı çok daha çeşitli yönlere kaydırıyorum. Hayata hep aynı yerden değil de, bu hayatın bir nimet olduğu gerçeğini idrak ederek çeşitli yönlerden bakıyorum.”

“Bana katkısı gülümseme sanırım çoğu zaman. Özenli olma hissini ve işini iyi yapma hissini kuvvetlendirmesi.”

“Ufuk açıcı, cesaret verici.”

“Daha önemli şeylerin daha çok farkında olabilmek”

“Daha fazla düşünmek ve sorgulamak”

“Başla ve devam et dedi bana”

“İşe emeğine gösterdiği sevgi saygı ve özverinin önemi”

“Ankara’nın bozkırını bile sevebilmeyi öğretti bana. Hayata farklı açılardan bakabilmeyi. Zanaatın iyileştirici gücünü… İyi ki keşfetmişim dediğim nadir bloglardan biri… Bazen üzerinde düşünmeden sadece okumak bile iyi geliyor bana…”

“Kayaların arasında beliriveren başıbuyruk güzellikte çiçekleri ve otları aklıma getirip zor zamanlarda düşündürüp gülümsetiyor.”

“Çocukluğumdan beri resim yaparken ya da başka bir şey ortaya koyarken en iyi yaptığım şey bire bir benzeterek iyi çıkarmaktı. Bir şeyi ‘tasarlamak’ konusunda çekinik dururdum. Ama nedendir bilmiyorum sayfanızı takip etmemden sonra sanki istersem, üzerine düşersem ben de bir yere birisine bakmadan kendim görsel tasarımlar yapabilirmişim hissim artmaya başladı. Cesaretlendim. Bunun için teşekkürler:)”

“Çiçek, desen gibi sık karşılaştığım nesnelere ‘acaba daha iyi nasıl görebilirim’ düşüncesiyle daha dikkat etmek”

“Bazı konularda bakış açımı değiştirerek sorgulama yapmamı sağlıyor… Seviyorum kendisini ve yarattıklarını ve düşüncelerini ve dinginliğini ve sadeliğini ve mütevaziliğini…”

“Umut”

“Arada yokluyorum, önce baskılara sonra dikişlere bakıp keyifle yazıları okuyorum. Eğer bir duyuru varsa Ankara’daki arkadaşlara haber veriyorum (dikişleri kendiniz dikmenize çok imreniyorum)”


Umarım bu sonuçları paylaşmamın sizlere de katkısı olmuştur. Görünen o ki beş yıldır beraberce içsel anlamda gerçekten çok iş yapmışız, çok teşekkür ederim her şey için! En başta yüksek dikkatiniz için, çünkü insan dikkatini verdiği şeyi büyütüyor…

 


Karyağdı Hatun, Bir Ankara Efsanesi

fullsizeoutput_792

Ankara Ulus’ta Opera Meydanında Karyağdı Hatun (kimileri Karyağdı Sultan olarak da anar) türbesi var. Kadın evliyalardan kabul edilir ve ziyaretçisi boldur. Onunla ilgili efsaneyi bilmiyordum. Geçen cuma günü CerModern’in kütüphanesinde incelediğim A. Ülker Erke’nin Anadolu’nun efsanelerini minyatür sanatıyla canlandırdığı eserlerinin olduğu kitapta öğrendim. Çok içime işledi, zira hamilelik ve doğum süreci bir kadını özgün, tarifi zor inişli, çıkışlı içsel ve bedensel yolculuklara sürüklüyor ve o süreçte her kadın kendi küçük efsanesini tecrübe ediyor. Karyağdı Hatun’un 18. yy da yaşamış ve hakkında çok az şey biliniyor. Şu efsane dışında “Karyağdı Hatun Ankara’nın en güzel kızlarından biriymiş. Vakti gelince al duvak takınıp varmış sevdiği Ankara efesine. Bir süre sonra gelin hanım hamile kalmış. Aş ermek kadın töresine haktır, helaldir. Bizim gelin de aşerir aşerir ama, öyle bir şeye aşerir ki bulup buluşturmak mümkün değil. Zira taze gelinin canı Ağustos ayında kar istemektedir. Onunla birlikte kocası da çaresiz kalmıştır. Elinden bir gelen olsa esirgemeyecektir taze gelinden. Ama ne çare, yaz günü kar bulmak ne mümkün. Herkesin mışıl mışıl uyuduğu bir gece bahçeye çıkıp hem ağlamış hem de duaya durmuş kadıncağız: ‘Allah’ım, her şey senin elinde! Sen ol deyince, gözyüzünden kar da yağar nur da! Lapa lapa kar ver Allah’ım’ diye yakarmış. Yaz günü Ağustos ayında lapa lapa kar yağmaya başlamış Ankara’ya. Kar yağmış, gelin yemiş, ta gün ağarıncaya değin. Ertesi gün hastalanmış ve bu dünyadan göçmüş. Karyağdı Hatun adıyla evliyalar arasına katılmış.”(A. Ülker Erke- Minyatürlerle Anadolu’dan Efsaneler)… (YouTube’da Leyla Demiriş’in seslendirdiği Karyağdı Hatun Operasından muhteşem bir parça da dinlemek mümkün…)

Şimdiden Teşekkür Ederim

fullsizeoutput_77b

2012’den beri yeni1anlam var, yaşamımda ve yaşamınızda. Doğumundan itibaren yaratıcılılık, sevgi ve doğadan gücünü alan, anlamlı yaşam ve işin ne olduğuna, nasıl inşaa edileceğine ilişkin adım adım ilerleyen, sakin ve cesur yolculuğuna, gelişimine şahit oluyorsunuz. Kiminiz ilk günden beri onu takip ediyor seviyor, kiminiz daha sonraları tanıştı. Kiminiz onu okumayı, kiminiz ona bakmayı, kiminiz her ikisini de seviyor. Kiminiz ondan çıkan parçaları yaşam yolculuğunda yanında taşıyor. Kiminiz atölye çalışmalarına katıldı…

Görünen o ki, yeni1anlam her geçen gün yaşamda, kalplerde biraz daha geniş bir yer ediniyor. Bunu bilmek benim için bir mutluluk kaynağı olduğu kadar, bir sorumluluk da. Yolculuğunda geldiği bu noktada size ve bana daha da faydalı olabilmesi için onun hakkında görüşlerinize ihtiyaç duyuyorum ve bu nedenle bir iki dakikada tamamlanabilecek bir anket hazırladım. İsim belirtmek zorunlu değil. Sağlayacağınız geri bildirimler gelecekteki çalışmalarıma değerli katkılar sağlayacak.

Şimdiden çok çok teşekkür ederim.

Öze Ulaşmak

fullsizeoutput_774

Oymak yaşam gibi, gereksiz parçalardan kurtulup öze ulaşmaya çalışıyor insan. Her an farkında ve dikkatli olmalı, zira kalıpta fazladan oyulan bir parçanın geri dönüşü yok. Bazı hatalar şekilde ufak tefek değişikler yapılarak telafi edilebiliyor, bazı hataları ise ne yapsan nafile düzeltemiyorsun, ama bu da her şeyin sonu değil, dilersen hatalarından ders alıp yeniden başlayabilirsin. Her şeyin sonunda güzel bir şeyler çıkarsa da ortaya, birazının ilham, yaratıcılık ve yetenek, çoğunun ise sabır, disiplin ve emek olduğunu anlıyorsun…

fullsizeoutput_776

Şimdi ve Burada

fullsizeoutput_76bDün instagramda gerçekleştirdiğimiz görüş alışverişi için çok teşekkür ederim. Birbirimizin sesini de duymuş olduk bu vesileyle:) Sık sık yeni1anlam hesabında buluşan kişiler olarak tahmin ettiğimizden büyük bir grubuz aslında. Sakin ve derinlemesine düşünen, bakan, değerlendiren bir grubuz. Bana özelden yazanlar da oluyor ve çok güzel şeyler yazıyorlar. Çok teşekkür ederim.

Dün paylaştığım resmi oğlumun mu yaptığını soranlar oldu. Hayır. Dünkü resmi tablette tablet kalemiyle ben karalamıştım:)

Onun yaptığı resimlere gelince, ilkokula başlamasıyla yaptığı çizgi çalışmalarıyla çizimlerinin kalitesi adeta roket gibi fırladı. Bugünlerde çizdiği karmaşık konulu kompoziyonlar bakanları hayrete düşürüyor. Oysa altı yaşına kadar kalem tarzı şeyler kedinin su görmesi gibi bir etki yaratıyordu üzerinde. Tabii ki onun bu durumuna bakanların geleceğe dönük birçok olumsuz yorumlarını da dinlemek zorunda kaldım. Çoğu üzerimde etki bırakmadı, zira tek bir şeyi anne olarak iyi yapabildimse, o da bu zaman kadar çocuğumla şimdi ve burada olmak ve onun gerçeğini derinden ve önyargısız gözlemekti. Onun düşünce yapısında gözlediğim karmaşıklığa, ne sözel, ne de el becerisinin bu zamana kadar yetişebildiğini ve kendini yeterince ifade edememenin farkında olmadığı çelişkilerini yaşadığını görmüştüm. Taa ki bugünlere kadar.

Şimdilerde elinden resim kağıtları düşmüyor. Geçenlerde  yaptığı resmi bana bir bekleme odasında anlatırken uzun süren bir açıklama yaptı. Odada diğer insanların da merakla dinlediğini fark ettim. Hatta bir tanesi ilkokul öğretmeniymiş ve bu yaş için bu anlatımın çok üst düzey olduğunu ifade etti. Olumsuz yorumları geçmişte ettiğim gibi bunu da takılıp kalmamak ve koşullanmamak için kulak arkası ettim. Oluşan olumlu ya da olumsuz beklentiler çocuğu olduğu gibi gözlemenin önüne geçiyor.

Yanımızdaki yaşlı bayan da ilgiyle dinliyordu ve ‘Bu mavi çizgiler ne?’ diye sordu, oğlan ‘Yağmur damlaları’ dedi. Yaşlı bayan ‘Peki neden güneş yok?’ dedi. Oğlan ‘Çünkü çok yağmur yağıyor, çok yağmur yağarken güneş olmaz.’ diye cevap verdi. Bayan ısrar etti ‘Neden? Yağmur yağarken de güneş olabilir’ diye. Oğlansa ‘Fırtına var, anlamıyor musunuz?’ derken kızmaya başladığını belirten bir ses tonuna büründü. Aslında yaşlı kadının kötü bir niyeti yoktu, kendince ona farklı bir bakış açısı ve yaratıcılık aşılamaya çalışıyor, ama bir yandan da oğlanın yarattığını anlamaya çalışmayıp, ifade ettiğini görmeyip, eserini kendi kafasındaki kalıplara uydurmaya çalışıyordu. Onun şimdi ve burada anlattığı hikayeyi ‘görmüyor’du, kendi hikayesinde yaşıyordu. Oğlanın inatla eserine sahip çıkma çabasını da gülümseyerek izledim ve olanların hiçbirisine karışmadım.

Benden annelikle ilgili tavsiye isteyenler oluyor… Zorlanıyorum bu konuda, çünkü uzun yazabileceğim şeyler yok. Şimdi ve burada açık yüreklilikle çocukla olmaktan öte bir annelik bilmiyorum ben… Sizinle atölyenin duvarında asılı oğluma ait bir resmi paylaşmak istedim. Çoğu kişi benim yaptığımı zannediyor. Renk uyumunu muhteşem buluyorum ve bakmaya doyamıyorum. İyi çizgi çizemediği ve kalem tutamadığı zamanlar ben ondaki renk seçme kapasitesini görüyordum, oradaydım. Bu kadar güzel renkler seçen bir çocuğun aynı zamanda dikkatli ve iyi doğa gözlemleri yaptığını da görüyordum…

Doğada dolaşırken bu yaşına kadar, bak bu kestane ağacı, bak bu şu kuş, bu kuş diye de açıklamalar da yapmadım, aracı olmadım o istemedikçe. Küçük bir çocuğun duyularının zihni entelektüel bilgilerle kalıplanmadan önce her bakımdan dolması gerektiğine inanıyorum, yani bir ağacın kestane ağacı olduğunu bilmesinden çok o ağacı her bakımdan hissetmesi önemli bana göre. Rengini, kokusunu, şeklini, gölgesini duyumsaması… Bilgi sonradan edinilebilir ama duyumsama kapasitesi en çok bu yaşlarda gelişiyor. Ve bir çocuğun duyuları ne kadar çok gelişirse, yazmak, okumak, kalem tutmak gibi basit becerileri geliştiğinde ortaya koyabileceği o denli derin ve anlamlı, yaratıcı şeyler olabilir.

Eğitimde yaptığımız en büyük hata işte bu kanımca. Güzel okumayı ve yazmayı, kalem tutmayı, iyi bir okuyucu ve iyi bir yazar, çizer olma konusuyla karıştırıyoruz. Yeterli duyusal ve gözlemsel zenginlik, farkındalık oluşmamışsa bu becerilerin hepsi boş… Bence bir toplum, eğitimde ‘normale’ bu kadar odaklanmışken, yetiştirme ve geri kalmama kaygısıyla dolu, çocukla şimdi ve burada kalamazken, onlara doğada vakit geçirmek için hiç fırsat tanımazken, kafalar yaratıcılığın ne olduğuna ilişkin fikirlerde bile kalıp kalıp olmuşken; sıradışı düşünürler, yazarlar, sanatçılar, biliminsanları, girişimciler… ortaya çıkarmayı çok beklememeli…